Tarih: 24 Mayıs 2021

Gösterim: 70

Tarih Araştırmaları Topluluğumuz Tarafından “Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödüllü Çanakkale Troya Müzesi” Söyleşisi Düzenlendi

Tarih Araştırmaları Topluluğumuz Müzeler Haftası’nı düzenlediği bir dizi program ile kutluyor. Bu kapsamda ülkemizdeki değerli müzeleri tanıtan söyleşiler düzenleyen topluğumuz ilk olarak Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödüllü alan “Çanakkale Troya Müzesi”ni ele aldı.

Moderatörlüğünü Fakültemiz Tarih Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Türk'ün yaptığı söyleşiye konuşmacı olarak Uzman Arkeolog Hazal Fırat katıldı.

Fırat ilk olarak Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödüllü ’nün öneminden bahsetti. Fırat, “Bu sene bizi çok heyecanlandıran gelişmeler oldu. Uzun zamandır istediğimiz ve beklediğimiz ödülü aldık. Pandemi olmasaydı Müzeler Günü ve Müzeler Haftası’yla birlikte çok coşkulu bir şekilde kutlayabilirdik. Ama bu şekilde online aktivitelerle kutlamaya çalışıyoruz. Zor ama keyifli bir dönemden geçiyoruz. “dedi.

“Çanakkale’de müzeciliğin çok eski olduğunu dile getiren Fırat, “ Biz Troya Müzesi’nden önce merkezde bir müzede faaliyetlerimizi yürütüyorduk. 2013 yılında bakanlığımız bir yarışma başlatıyor ve bir müze projesi istiyor. 100’ün üzerinde proje bu yarışmaya katılıyor. Bizim müzemiz birincilik ödülünü kazanıyor. Birincilik ödülünü aldığımız zaman aslında uzun bir zamana yayılıyor. Asıl hikayenin hızlandığı sene 2017 çünkü biz 2018’de Troya yılını kutladık. 2018 Troya yılında da açılışımızı yapmak için özellikle 2017 yılında çalışmalara hız verdik. Yaklaşık 2000’e yakın eserimiz var. Bunların bir kısmı açık teşhir, bir kısmı kapalı teşhirdir. Bölge çok zengin. Yaklaşık 60 küsur antik yerleşim olduğunu söyleyebilirim. Pek çok sit alanı var. Dolayısıyla böyle zengin bir bölgede böyle zengin bir müze olması bizim içinde çok keyifli. Gelen ziyaretçilerde çok büyük keyif alıyorlar.  Modern bir müzede olması gereken her şeye sahibiz. Bunların hepsi müzenin içinde, dışında değil.” ifadelerini kullandı.

Müzede yer alan en önemli eserlere de değinen Fırat, “Müzenin nabzını tuttuğumda en çok hangi eserler dersek bir Afrodit heykelciğimiz var. Muhteşem bir eser. Pişmiş toprak bir eser ve zemin katta bulunuyor. Zemin kat ve ikinci katta bizim 2 tane lahitimiz var. Normalde çok sayıda bizim lahitlerimiz. Bahçede de var. Fakat bu ikisinin birkaç farklı detayı ve özelliği var. Zemin kattaki bizim Pars Lahdi dediğimiz pars özellikleri gösteren bir lahit. İkinci kattaki Polyksena Lahdi, muhteşem bir eser. Kendi özelinde en eski örneklerden bir tanesi ve bilinen eski diyebilirim. Dolayısıyla zemin ve 2. kattaki lahitlerimiz hem çok reğbet görüyor, hem de inşaat başlarken taşınan iki eserimiz var ikisi de onlardır. Çünkü çok büyük boyutlu eserler ve inşaat bittikten sonra bir daha girme şansı yok. Bizim müzemizde sadece Troya Antik Kenti eserleri yok. Zemin katta Troas bölgesinin eserlerini sergilediğimiz bir alanımız var. İçlerinde Assos var, Apollon Smintheion var ve daha sayamadığımız birçok antik yerleşimden eserlerimiz var. Dolayısıyla zemin kat aslında Troas bölgesi katı olarak nitelendiriyoruz. 1, 2 ve 3. katlar arasında da kronolojik sıralama var. Geçmişten günümüze çıkıyorsunuz. Birinci katta seramik ağırlıklı tunç çağlarından eserleri görüyoruz ve Troya eserlerini yoğun görüyoruz. İkinci kata çıktığımızda daha mermer ağırlıklı eserler görüyoruz. En üst kat ise asma katımız orası ve orada da Çanakkale Savaşları’ndan eserleri sergilediğimiz bir vitrinimiz var. Osmanlı Dönemi eserleri var. Çanakkale seramiklerinden bir vitrinimiz var ve popüler kültürden bahsettiğimiz uygulamalarımız var. O yüzden her katta ziyaretçinin ilgisini çeken birçok eser grubu var.” dedi.

“Hangi özellikleri Troya Müzesi’ne Avrupa yılın müzesi özel ödülü kazandırdı?” sorusuna ise Fırat, “Merkezdeki müzemiz döneminin en iyi örneklerinden bir tanesi. Ama tabi ki değişen ve gelişen teknoloji ile birlikte ziyaretçilerde farklı şeyleri görmek istiyor. Dolayısıyla zaten eserlerimiz ziyaretçi çekiyor. Ama mekanın ve estetiğinde ne kadar önemli olduğu önemli. Türkiye son dönemde müzecilik konusunda atağa kalktı ve sadece biz değiliz bu platformda. Biz de bu ödüle başvuru şartlarından bir tanesi son iki yıl içinde açılmış olmaktı. Ve şartlarda çok fazla detay vardır. Bunlardan en önemlisi müzenin yaşayan bir müze olup olmadığıydı. Bizim burada en büyük avantajımız müzemizin farklı bir alanda kurulmuş olması diyebilirim. Biz merkezden 35 km uzaktayız. Ve antik kente çok yakınız. Eskinin, yenin, modernin ortasındayız diyebilirim. Ve çok farklı bir enerji ortaya çıkıyor bu durumda. Dolayısıyla birkaç özelliğimiz bir araya gelince çıkan enerji bize ödülü kazandırdı. Troya Antik Kentin zaten bir ziyaretçisi vardı ama bizim gelmemizle de daha çok arttı. Bölgenin kalkınmasına da katkı sağladı, hatta nüfus bile arttı diyebilirim.” şeklinde cevap verdi.

Fırat söyleşide son olarak ise, “Ziyaretçiler geldiğinde onları koridorda karşılıyoruz. Aslında kare bir alan ve siz girdiğinizde gezmeye başlıyorsunuz. Sol yönden takip ettiğinizde tam bir kareyi tamamlıyorsunuz. O tam karenin sağında ve solunda çeşitli uygulamalar var. O tam kareyi tamamladıktan sonra içerdeki teşhire biz sizi alıyoruz. Aslında tam kare tamamlandığında biz size içerdeki teşhire hazırlamış oluyoruz. Müze kendini anlatsın diye kare koridorda size çeşitli hap bilgileri veriyoruz. Bu hazırlık bittikten sonra teşhir alanına aldığımızda da içerde hemen hemen her vitrinde bir uygulamamız var. Örneğin o zamanın dokuma tezgâhı nasıldıyı anlatacak bir dokuma tezgahı hazırlandı ve vitrinde duruyor. Tezgâhı vitrine koymadan önce o tezgâhta bir dokuma yapıldı. Ve o dokuma yapılırken tezgâhın yanında gösteriliyor. Yani acaba nasıl yapılıyordu sorusuna cevap verebiliyoruz. Kısaca ziyaretçileri eşsiz bir sunum bekliyor müzede.” dedi.


Fotoğraflar